Yaşlanmada Beslenmenin Önemi
  • Prof. Dr. Turgut Göksoy
  • 1047
Yaşlanmada Beslenmenin Önemi

Anti-aging’de çoğu zaman “Akdeniz tipi beslenme” dediğimiz, tahıl ağılıklı liften zengin olan beslenme tarzı önerilmektedir. Zeytinyağı ve şarap içeren Akdeniz diyetinin insan ömrünü uzattığı öne sürülmektedir. 
 

     
Yaşlanmanın geciktirilmesi için son yıllarda başlatılan çalışmalar, Akdeniz diyetinin vazgeçilmezleri arasında olan zeytin yağı ve kırmızı şaraptaki bazı maddelerin insan ömrünü uzattığını gösteriyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda, bu diyetlerde hücrelerin ömrünü % 65’den daha fazla oranda uzatan bazı maddelerin olduğu saptanmıştır. 
Sağlık ve uzun ömür için her fırsatta tavsiye edilen kırmızı şaraptaki , “resveratrol” maddesi üzümden kaynaklanmakta olup kanser ve kalp hastalıklarına karşı direnç kazandırmaktadır. Zeytinyağındaki, “quercetin” maddesinde de buna benzer özellikler olduğu saptanmıştır. 
     
Tahıl ağırlıklı ve lifli beslenme barsak kanserinden kalp hastalıklarına kadar bir çok ciddi hastalık türünde kesin koruyucu etki yapmaktadır. Yine bizi serbest radikallerin zararlı etkisinden koruyan antioksidan içeren birçok besini ancak dengeli beslenme ile alabiliriz

DENGELİ BESLENME

Dengeli beslenmenin en önemli faydalarından biri de insülin metabolizmasına yaptığı katkıdır. İnsülin pankreas tarafından kan şekerini dengede tutmak için salgılanan bir hormondur. İnsülin hormonunun fazla salgılanması alınan kalorilerin vücutta yağ olarak depolanması ve erken yaşlanmaya yol açar. 
     Bazı besinler kan şekerimizi diğer besinlere oranla çok daha kısa sürede ve çok şiddetli yükseltirler. Bunlara “glisemik indeksi yüksek gıdalar” denir. Bu yiyecekler kan şekerini çok kısa sürede yükselttikleri için, görevi şekeri dengede tutmak olan pankreas derhal bu yükselen şekeri düşürmek için fazla miktarda insülin salgılar. Bu kanda hızla yükselen şekeri düşürmek için fazladan salgılanan insülin kan şekerini normalden daha fazla düşürür(hipoglisemi).

     Hipoglisemi, mide kazınması, yorgunluk ve uyku hali ile kendini belli eder. Bu durumda vücut kan şekerini yükseltecek bir yiyecek arayışına girer. Genelde bu amaçla yüksek glisemik endeksi olan yani kötü bir karbonhidrat olan yiyeceklere doğru yönlenilir.  
    Böylece bu gibi gıdalara karşı zamanla bir nevi bağımlılık gelişir ve  her seferinde kandaki insülin  bir yukarı çıkar bir aşağı iner. Sonuçta vücutta normalden fazla yağ depolanır. İnsülinin bir diğer korkunç etkisi de insan bedenini erken yaşlandırmadır.

Çok Az Yiyerek Yaşamak Mümkün Mü ? 

Bilim adamları özel diyet uygulayarak laboratuar farelerinin yaşamlarını yüzde 50 oranda uzatmıştır. Besin kısıtlaması onlarda gençleşmeyi sağlamıştır. Bunun açıklaması ise şöyle yapılmaktadır. Vücuda ne kadar az kalori alınırsa o kadar az enerji dönüşümü olur ve kuşkusuz bu sınırlı dönüşüm sonucunda o kadar az zararlı ürün oluşur. Vücuttaki besinlerin işlenmesinde yanıcı madde olarak kullanılan oksijen fazla beslenme nedeniyle onları yakmak için ortamda yüksek miktarlara çıktığında vücuda zarar veren serbest radikallerin sayısını müthiş derecede artırmaktadır. 
     Yüz yaşındaki kişilerde yapılan çalışmalar, çoğunun çok zayıf olduğunu, fiziksel ve zihinsel olarak aktif olduğunu ve az kalori aldıklarını göstermiştir. Çinliler 3000 yıldan beri “akşam yemeğinin insanların düşmanı olduğunu” söylemektedirler. Bu nedenle “Anti-Aging” uzmanları genellikle hastalarının diyetlerinde akşam yemeğini kaldırmaktadır.

HATALI BESLENME ALIŞKANLIKLARI

Çocuklukta yaşamsal katkıları olan bazı gıdalardan erişkin yaşa gelindiğinde kaçınmak gereklidir. Uzun yaşayanların beslenme listelerinde bu gibi maddeler neredeyse hiç görülmez. Uzakdoğuda soya yağı, Akdeniz de zeytinyağının kullanıldığı, kristalize beyaz kötü şekerin hiç tadılmadığı bu gibi ülkelerde hem daha uzun yaşanılmakta hem de daha sağlıklı bir yaşam sürdürülmektedir. Büyüme çağını arkasında bırakan her kişinin beslenme reçetesinin ortak paydası dengeli beslenme ve alınması gereken kalorinin saptanması ve bunun üzerine çıkılmamasıdır. İmkanları olanlar suni besinler yerine doğru koşullarda yetiştirilmiş doğal gıdalarla beslenebilmektedir. Fakat büyük bir çoğunluk ise aksine yanlış ve aşırı beslenerek kilo aldılar. kanlarında yaşlanmayı hızlandıran ürik asit, şeker, kolesterol, lipoprotein gibi zararlı maddeler çoğaldı. Bunlar daha uzun yaşasalar bile biyolojik yaşları hep kendi yaşlarından daha yüksek olacağı unutulmamalıdır.